Yeditepe Üniversitesi’ndeki deneyiminizden bahseder misiniz?
Üniversite yıllarımda en merakla ve ilgiyle takip ettiğim hocalarımın başında Mario Levi ve Bedri Selimhocaoğlu gelirdi. Aradan yıllar geçtikten sonra ikisinin de yeniden öğrencisi olma şansını bulduğumda tarif edemeyeceğim kadar büyük bir mutluluk duydum. Mario Levi ve Bedri Selimhocaoğlu; keskin zekâları, geniş bilgi birikimleri, güçlü iletişimleri ve mizah anlayışlarıyla sadece değerli yazarlar ve entelektüeller değil, aynı zamanda öğrencilerinin iç dünyasına dokunabilen, onları dinleyen, görüşlerine kıymet veren, zor zamanlarda destek olup yeniden ayağa kalkmaları için cesaret veren gerçek öğretmenler oldular. Bazen bir yol gösterici, bazen bir arkadaş, bazen de güven veren bir ağabey gibiydiler. Bana yalnızca edebiyat sevgisi kazandırmakla kalmadılar; hayatın zor anlarında nasıl
ayakta durabileceğimi, dengeyi koruyarak mutlu bir şekilde ilerleyebileceğimi de öğrettiler. Karanlık bir tünelin sonunda her zaman ışık olduğuna inanmamı sağladılar. Mütevazı, sıcak ve pozitif duruşlarıyla her zaman örnek aldığım insanlar oldular. İkisini de bugün büyük bir sevgi ve saygıyla anıyorum. Bana kattıkları değer, sadece bir öğrencilik hatırası değil; yaşamımda taşıdığım bir rehberlik olarak kalmaya devam ediyor.
Bugüne kadar yayınlanan kitaplarınız hangileri?
İlk kitabım “Vankay Öykülerini” 2024 yılının Ocak ayında yayınlardım. 2025 yılının Ekim ayında ise İngilizceye çevrilerek “Vankay Tales” ismiyle Amerika Birleşik
Devletleri’nde yayınlandı. Aynı zamanda E-Kitaba da dönüştürüldü. Bugün dünyanın birçok ülkesinde okuyucunun ona erişim imkânı bulunmakta. 2025 yılının Kasım ayında ise “Vankay’dan Söylemeceler – Sözle Oynayan Yazılar” adlı kitabım okuyucusu ile buluştu.
Vankay nedir? Sizin için nasıl bir anlam taşıyor, kısaca bize bundan bahsedebilir misiniz?
Vankay benim uçsuz bucaksız, düşüncede sınır tanımayan, öykülerimin karakterleriyle yaşadığım, kendimi yazarak ifade ettiğim sonsuz krallığım.
Buradayken, yazma eyleminin içinde günlük hayatın rutininden çıkarak özgürce dolaşabiliyor, kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği bir düşler ülkesinde var oluyorum.
Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazmak benim için yalnızca bir ifade biçimi değil, hayatı anlamlandırmanın ve başkalarıyla paylaşmanın en samimi yolu. Küçük olaylardan büyük insanlık hâllerine ulaşmak, bireysel yaşantılarla toplumsal gerçeklik arasında köprü kurmak benim için
önemli.
Yazarlığa bakış açınız nasıl? Yazmak sizin için ne ifade ediyor?
Yazarlığın bir yolu da her satırda, her sayfada okuyucunun ruhuna dokunabilmektir. Yazı yalnızca kelimeler değil; aynı zamanda bir ruh hâlidir. Geçmişten geleceğe süzülen kuyruklu yıldızlar misali düşünceler, sezgiler ve duygularla örülüdür.
Yazı stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Az kelimeyle güçlü duygular aktarmayı önemsiyorum. Okurun dikkat süresini gözeterek kısa ama derinlikten ödün vermeyen metinler oluşturmak istedim. Zaman ve mekânın sınırlarını aşan, kimi zaman uzak diyarlara, kimi zaman içsel dünyaya uzanan bir ses kurmaya çalıştım.
İlhamınızı nereden alıyorsunuz?
Doğduğum ve büyüdüğüm topraklardan gelen köklerle, farklı kültürlerde edindiğim deneyimleri harmanlıyorum. Bu etkileşim bana dünyanın sınırsız ufuklardan oluştuğunu fark ettirdi ve yazıya yansıttığım en büyük güçlerden biri hâline geldi.
Yazılarınızın insan hayatına dair ortak derdi nedir?
Her anlatıda insanın hayata ilgisi, yaşadıklarını anlamlandırma çabası öne çıkar. Yaşamak, hayatın anlamını sorgulamaktır. Okuru “bu yaşama uğraşısına ve güzel yakınlıklara” çağırıyorum.
Kitaplarınızı yayınlama süreci nasıl başladı?
Yazılarımı uzun süre yalnızca kendime sakladım. Sonra fikrim değişti; “eğer”leri ve “keşke”leri bir kenara bırakıp yapmak istediğim şeye odaklandım. Çünkü yazı, benim için yok oluşa bir çareydi. İlk kitabım “Vankay Öyküleri” sonrası okuyuculardan aldığım olumlu izlenimler ve istek üzerine bu yeni kitap ortaya çıktı.
Okurlara nasıl bir yolculuk sunuyorsunuz bu kitapta?
Her bir denemenin okuyucunun kendi içsel yolculuğuna açılan bir kapı olmasını diliyorum. Bu serüven bazen nostaljiye, bazen sorgulamaya, bazen de umuda
yönelen pencereler açıyor. Yazdıklarımın sözcüklerin ötesindeki duygularla hissedileceğine inanıyorum.
Bu kitapta hangi temalar ve duygular öne çıkıyor?
İnsan, hayat ve varoluş üzerine düşünceler metinlerde yoğun biçimde yer alıyor. Okuyucuyu büyük bir fark edişe davet eden bir çağrı bu. Seçilen sözcükler, kavramlar kalıcıdır; insanın iç dünyasına temas eder. Kimlik, kültür, aidiyet ve hafızanın karmaşık örgüsü üzerine düşünürken, metinlerimi samimi, dokunaklı ve hayal gücüyle örülü bir tarzda kaleme aldım. Denemelerde nostalji, sorgulama, umut yalnızlık, keder, dönüşüm, ihtimaller, oyunbazlık, pişmanlık, maceraperestlik ve daha birçok insani hâl yer alıyor.
Anlatılardaki güçlü duygular ve sahneler dikkat çekiyor. Bir örnek verebilir misiniz?
Öykülerimden birinde, gündelik hayatın hızlı akışı içerisinde deniz kıyısında zor durumda olan bir yavru kuşu eğilip kurtaran bir insan anlatılır. Bu sahne, içimizdeki insani zenginliğin simgesidir. Okur kendini o anın içinde bulur; yazının büyüsüne kapılır.
Aşk teması kitapta önemli bir yer tutuyor. Bu konuda ne söylersiniz?
Aşk “güzel yakınlıktır”. İnsan aşkın içinde kuşatılınca yeni fark edişler yaşar. Bir öyküde kadın kendi adını değiştirir, farklı isimler alır; bu onun çok boyutlu hâlini
gösterir. Erkek de bu değişim boyunca ona eşlik eder. Değişmeyen tek şey aralarındaki aşktır.
Kitapta aşkın kadın ve erkek üzerinden farklı yansımaları var değil mi?
Evet. Aşk bazen kadınla farklı görünür, bazen erkekle. Bu farklılıklar ustaca betimlenir. Bir insanın başka bir insanı var eden şey, ona kattığı mutluluk, dokunuş,
paylaşım ve yaşama sevinciyle ilgilidir. Sevişmek yalnızca bedenlerin değil, duyguların da buluşmasıdır. Yaşadıklarımız hislerimizi eksiltebilir veya çoğaltabilir.
Kitabın aşkı ve insanı nasıl ele aldığına dair sizden bir cümle alabilir miyiz?
Aşk bazen yokluğuna katlanamadığımız şeydir; kimi zaman aradığımızdır. Ben gözümü insana çevirdim. Satır aralarında “nasıl yaşamalı?” sorusu dolaşır. Cevap ise beklentilerimizde, arayışlarımızda saklıdır. Yazı zamanı saklar, iz bırakır… ve ben o izi okuyucuya sunuyorum.
Son olarak bu kitabın okurda nasıl bir etki yaratmasını umuyorsunuz?
Okurun kelimelerin içinde kendi yankısını bulmasını, kimi yerde durup düşünmesini, kimi yerde gülümsemesini diliyorum. Belki de en önemlisi, hayatın farklı ihtimaller barındırdığını hatırlamasını… Kendini yaşamak güzel; ama asıl güzellik başkalarını da kendimizde yaşayabilmekte.