Yeditepe Üniversitesi deneyiminizden bahseder misiniz?
Yeditepe Üniversitesi’nde geçirdiğim yıllar benim için hem akademik hem de kişisel anlamda çok kıymetliydi. Eğitimimi çok severek ve çok öğrenerek tamamladım. Uluslararası bakış açısı sunan müfredatı, uygulamaya dönük dersleri ve akademisyenlerin sektörel deneyimleri sayesinde iş hayatına sağlam bir altyapıyla hazırlandığımı düşünüyorum. Aynı zamanda kampüs kültürü, sosyal imkanlar ve çok kültürlü ortam da üniversite deneyimimi oldukça zenginleştirdi.
Kariyerinizde Yeditepeli olmanın getirdiği farklar ve avantajlar neler oldu?
Yeditepe Üniversitesi mezunu olmak, bana özellikle çok yönlü bakış açısı ve analiz yeteneği kazandırdı. Proje odaklı dersler sayesinde, sadece teorik bilgi edinmenin ötesinde, üreterek çalışmanın ve somut çıktılar ortaya koymanın ne kadar kıymetli olduğunu deneyimleme fırsatı buldum. Eğitim dili ve uluslararası içerik sayesinde farklı disiplinlerle rahatlıkla iletişim kurabiliyor olmak iş hayatında önemli bir avantaj sağladı. İş görüşmelerinde Yeditepe Üniversitesi mezunu olmamın, aldığım eğitimin kalitesi ve üniversitenin bilinirliği sayesinde beni diğer adaylardan bir adım öne taşıdığını da sıklıkla gözlemledim. Ayrıca Yeditepe mezunu olmanın sektörde bilinirliği ve güçlü mezun ağı, kariyer yolculuğumda kapı açıcı bir rol oynadı.
Sizce kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası neydi?
Kariyerimdeki en önemli dönüm noktası, ilaç sektöründe pazarlama alanında ilerleme kararı almam oldu. Bu sektörün dinamik yapısı ve yüksek sorumluluk gerektiren çalışma ortamı, ekip yönetimi profesyonel bakış açımı önemli ölçüde geliştirdi. Ürün müdürlüğü tarafında sorumluluk üstlenmeye başlamamla birlikte, ürün yönetiminin yalnızca pazarlama faaliyetlerini değil; strateji geliştirme, pazar analizi, paydaş yönetimi ve uzun vadeli marka planlamasının çok boyutlu bir rol olduğunu daha net şekilde deneyimledim. Ürün müdürlüğüne geçiş sürecim, hem stratejik düşünme becerilerimi güçlendirdi hem de kariyer hedeflerimi daha bilinçli bir şekilde şekillendirmemi sağladı. Bu süreçte aldığım sorumluluklar, beni profesyonel anlamda
bir üst seviyeye taşıyan en önemli etkenlerden biri oldu.
Kariyer yolculuklarında öğrencilerimize ve yeni mezunlarımıza neler önerirsiniz?
Öncelikle kendilerini iyi tanımalarını ve gerçekten ilgi duydukları alanlara yönelmelerini öneririm. Konfüçyüs’ün de söylediği gibi, “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.” Bu yaklaşım, hem kişisel yaşamda hem de iş hayatında sürdürülebilir bir motivasyon ve başarı sağlıyor. Üniversite yıllarını yalnızca derslerle sınırlı tutmayıp stajlar, projeler ve kulüp faaliyetleriyle aktif şekilde değerlendirmeleri büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra sabırlı olmalarını, ilk işlerinin mükemmel olmasını beklemek yerine öğrenmeye ve gelişmeye odaklanmalarını tavsiye ederim. Hem üniversite hem de iş hayatı boyunca sürekli gelişime inanmak, ilgi duydukları alanlarda kendilerini eğitimlerle desteklemek, geri bildirimlere açık olmak ve güçlü bir network oluşturmak kariyer yolculuğunda önemli bir fark yaratıyor.